Günümüzdeki modern bumeranglar daha çok geri dönen
modelleriyle anılsalar da bu aletleri geri dönen ve dönmeyen
olmak üzere iki ana grupta ele almamız mümkün, ama biz iki
gruba da aynı konuda yer yerip onları tarihleriyle bir bütün
olarak inceleyelim;

Bumeranglara ve onları
kullanmış eski toplumlara ışık tutan
J. E. J. Lenoch'un 1949
tarihli "Throwing Wood and Boomerang" tezi gibi
akademik düzeyde araştırmalardan edindiğimiz bilgilerin
ışığında
bumerangların tarihine bakacak olursak eğer, eski
buluntuları ve bunlar üzerindeki karbon testlerini de göz
önünde bulundurduğumuzda, özellikle geri dönen bumeranglar
için İsa’dan önce on bin yıl öncesine varan zaman
dilimlerinde yer yüzünde uçmaktaydılar dememiz mümkün.
Tezlere burada değinip bumerang tarihinde daha da derine
inebiliriz fakat
"biraz bilgi" ışığında konumuzu daha güncel tutarak sıkça
duyduğumuz sorulardan ilkine değinerek devam etmemizin daha
iyi olacağını düşünüyorum;
"Kim nasıl düşünüp icat etti bu bumerangları?"
Bu konuyu bilimsel olarak ele aldığımızda cevabımız açık
aslında: birikim...
Yani
kimse aslında bir icat olarak bumerangı düşünüp tasarlayıp
onu icat etmedi büyük olasılıkla, karanlık çağlarda
insanlar yeryüzünde ağaç parçalarını, dalları silah olarak
kullanmaya başladığında, bunları alet olarak şekle sokup
kullanırken zaman içinde keşfetmiş olacaklar ki savaşlarda
ve özellikle avcılıkta fırlattıkları sopaları işleyip
yontarak onlara bazı eğimler verdiklerinde bu aletler daha
hızlı, daha uzak mesafelere gitmekteydiler ve bunlar
tarihin keşfedilen ilk geri dönmeyen bumeranglarındandı.
Tabi
daha sonra bu aletleri kullanan toplumlar bu şekil
verdikleri sopalara daha da farklı şekiller verdikçe
farklı sonuçlar gözlemlediler ve hatta onlara şekil verirken
gün gelip V şeklinde kıvrık sopaların belirli kenarlarını
yontup eğim verdiklerinde keşfettiler ki bu sopalar uygun
şekilde atıldığında geri dönmekteydi.
Ve
böylece bu ilginç aletin keşfi zamanla toplumlar arası
kültür alışverişiyle yayıldı, hatta bu bilgiden uzak bazı
toplumlarda da tesadüfen keşfi sürdü.
Bu noktada değinmemiz gereken, böyle ilginç bir aletin keşfine doğan bir tepki
olarak en çok sorulan sorulardan bir başkası var ki o da;
"Geri dönüyor mu?":]
Tabi
ki geri dönüyor... Bumerangları keşfetmek için akışkanlar
mekaniğini bilmek gerekmiyordu belki ama anlamak için biraz
fizik ve akışkanlar mekaniğine göz atmak gerekli.
Ama
amacımız "biraz bilgi" olduğundan ve hiç bir formül ve sayı
ile vaktinizi almak istemediğimden bu
mantığı birkaç güzel örnekle açıklamak en doğrusu olacak
diye düşünüyorum;
Evet
doğaya ya da uçakların kanatlarına baktığımızda dikkatimizi
çektiği üzere bu
kanatların alt kısmı daha düz kavissiz bir yapıya sahipken
üst kısımları daha çok kavisli bir yapıda.
İşte burada fiziğe birazcık söz verip dememiz gerekiyor ki
bu yapı gereği hava moleküllerinin aldığı yol kanatların üstünde
daha fazlayken alt kısmanda daha az olduğundan moleküllerin bu iki yüzey üzerine
uyguladığı kuvvet farklı olacaktır, yani hava moleküllerinin alttaki yüzeye daha fazla kuvvet
uygulamasıyla uçaklar ya da kuşlar kolaylıkla
havalanabilecektir.
Ve işte bumerangımızın kolları da aynen bu yapıya benzer bir eğime
sahip olduğundan gördüğümüz gibi dış taraftan hava
moleküllerinin
bumerangın dış yüzeyine daha çok kuvvet uygulaması sonucunda
bumerangımız içe doğru dairesel bir yörünge çizerek turunu
tamamlayıp geri dönecektir.